Kişi hangi yaşta olursa olsun yeni bir şeyler öğrenebilir. Burada önemli olan husus doğru öğrenme metodunu bulmaktır. Günümüzde uzmanlar eğitim teknikleriyle ilgili çeşitli araştırmalarda bulunurlar. Ancak yaygın bir şekilde kullanılan bazı metotların öğrencilere pek yararlı olmadığı gözlemlenmiştir. Bundan dolayı bilimsel olarak kanıtlanmış eğitim teknikleri uygulanmalıdır.

Öğrenme yetisini güçlendirmek isteyen kişiler kendileri için doğru öğrenme tekniğini bulmalıdır. Yeni bir dil öğrenmek, müzik aleti çalmak ve el becerisi öğrenmek gibi girişimler yaşam boyu öğrenme yeteneğinin geliştirilmesi gerekildiğini gösterir. Pek deneme yanılmayla farklı öğrenme teknikleri geliştirilmiştir. Kişilerin yaşlarından ve yeteneklerinden bağımsız bir şekilde geliştirilen yeteneklerin daha yararlı olduğu bilinir. Uzmanlar tarafından geliştirilen öğrenme teknikleri:

  • Her insanın eşref saati farklıdır. Gün içerisinde öğrenmeye açık olunan bir zaman dilimi seçilmelidir.
  • Kişi zaman zaman kendini sorgulayarak öğrendiklerini pekiştirmelidir.
  • Eğer bilgi kalabalık ve gürültülü ortamlarda kullanılacaksa dikkat dağıtıcılardan yararlanılabilir.
  • Takım çalışması bilginin daha iyi öğrenilmesini sağlar.
  • El-göz koordinasyonunun gerektiği konular için video oyunlarından yararlanılabilir.
  • Kesintisiz öğrenmek için molalar verilmelidir.
  • Öğrenilen bilgiler başkalarına anlatılarak bilgi açıkları yakalanabilir.
  • Öğrenilen bilginin ihtiyaç duyulduğu zaman değerlendirilmelidir.
  • Tembellik edildiğinde olumsuz eleştirilerde bulunmak yerine olumlu telkinlerde bulunulabilir.

Her insanın eşref saati farklıdır. Gün içerisinde öğrenmeye açık olunan bir zaman dilimi seçilmelidir.

Her yaştan insanın farklı öğrenme zaman dilimi vardır. Örneğin yaşlı erişkinlerin öğrenme saati genellikle sabahlarıdır. Yapılan araştırmalar neticesinde 60-82 arasında ki yaş grubunun 08:30-10:30 zaman diliminde daha iyi konsantre olabildiklerini gösterir. Öğlen saatlerinde ise bu durum tam tersini almaya başlar. Genç yetişkinler ise genellikle öğleden sonraki zaman diliminde öğrenmeye açık ve daha dikkatli olabiliyorlar. Öğrenme saatlerinin verimli geçmesi için özellikle yetişkinler bu zaman dilimini doğru ayarlamalıdır. Özellikle gençlerde öğleden sonra 15:00 gibi yapılan sınavların sabah 09:00’da ki sınava kıyasla daha başarılı sonuçlar alındığı gözlemlenir. Zamanlama başarıyı sağlamak için önemli bir etkendir.

Kişi zaman zaman kendini sorgulayarak öğrendiklerini pekiştirmelidir.

Jeffrey Karpick Purdue Üniversitesi’nde öğrenim görürken öğrenme konusunda bir çalışma yapmıştır. Jeffrey öğrencilerinden Swahili diliyle ilgili araştırma yapmalarını ve 40 tane kelimenin anlamını öğrenmelerini ister. Bir hafta boyunca öğrenciler bu kelimeleri anımsamaya çalışır. Bir hafta sonunda yapılan testte öğrenciler %80 başarı sağlarlar. Kelimeleri anımsamaya çalışmayan ve tekrarlamayan öğrencilerse %36 başarı sağlarlar. Jeffrey kendi kendine anımsama çalışmalarının daha etkili sonuç verdiğini gözlemler. Bu durumda öğrenilen bilgileri anımsamaya çalışmak ve kişinin kendisi sınaması diğer öğrenme tekniklerinden daha yararlı olduğu görüşüne varılabilir.

Eğer bilgi kalabalık ve gürültülü ortamlarda kullanılacaksa dikkat dağıtıcılardan yararlanılabilir.

Uzmanlar en doğru öğrenme şeklinin öğrenmeye çalışmadan öğrenmek olduğunu söyler. Ancak bu durum eğitim kurumlarında pek uygulanmaz. Ancak insanların farklı bir şeyle meşgul olurken öğrenme içgüdüsünün aktif olduğunu unutmamak gerekir. Beverly Wright Northwestern Üniversitesi’ndeyken denekleriyle bir çalışma yapar. Deneklerin bir kısmında birbirine çok yakın frekanslı seslerin ayırt edilmesini ister. Diğer denek grubuna sürelerinin yarısını sesleri ayırt etmek için ayırmalarını ister. Kalan denek grubuysa arka planda sesleri dinleyip sonrasında yazılı bir metinle birlikte çalışır. Denek grupları çalışmalarının sonunda birbirine çok yakın bir başarı oranı elde ederler. Bu durum yazılı metinle çalışan denek grubunun pasif öğrenme sürecinin diğer aktif öğrenme sürecine göre on beş dakika sonra hayata geçirildiğini gösterir. Arada geçen süre daha fazla olsaydı beklenilen sonuç elde edilemeyebilirdi.

Takım çalışması bilginin daha iyi öğrenilmesini sağlar.

Bazen tek başına çalışmak yeterli olmayabilir. Zor ve öğrenilmesi zahmetli olan konu karşılıklı tartışılarak daha rahat öğrenilebilir. Bu durumda takım çalışması önem kazanır. Louisiana Eyalet Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar dönüşümlü olarak bireysel ve grup şeklinde çalışmaların yapılması gerektiğini önerir. Önce tek başına çalışan birey sonrasında 3-5 kişilik arkadaş grubuyla birlikte çalıştığında daha akılcı olabilir. Genellikle grup çalışmalarında problem çözme veya tartışmanın gerçekleşmesi daha etkili olabilir. Konular tartışırken anlaşılmayan hususlara açıklık getirilebilir. Böylece daha verimli bir şekilde öğrenme gerçekleşir. Ayrıca farklı bakış açıların değerlendirilmesi konu hakkında bireyin kendisini geliştirmesini de sağlar.

El-göz koordinasyonunun gerektiği konular için video oyunlarından yararlanılabilir.

JayPratt Toronto Üniversitesi’ndeyken günde ortalama 8 saat video oynayan bireyler üzerinde bir araştırma yapar. Araştırmalarını özellikle aksiyon ve macera tarzı video oyunlarıyla vakit geçiren gençler üzerinde yoğunlaştırır. Sonuç olarak bu gençlerin laboratuvar tipi görevleri çok daha kolay ve rahat bir şekilde öğrendikleri ortaya çıkar. El ve göz koordinasyonu laboratuvar tipi görevlerde önemlidir. Oyun oynayan bireylerin el göz koordinasyonlarını gelişerek bilişsel-duyusal kısımları daha verimli bir şekilde çalışır. Bu konu her hafta birkaç saat video oyunu oynamanın yararlı olup olmadığıyla ilgili bir tartışmayı da beraberinde getirir.

Kesintisiz öğrenmek için molalar verilmelidir.

Lila Davachi Newyork Üniversitesi’ndeyken ‘’ Kesintisiz öğrenmek için molalar verilmelidir.’’ Görüşünü destekleyici çalışmalar yürütür. Yapılan araştırmalar uzun bir süre mola vermeden çalışmanın verimliliğini düşürerek zihni yorduğunu gösterir. Birey çalışma arası vererek dinlenme belleğini zaman zaman aktif hale getirmelidir. Ancak bu hususta uygun zamanlar da yeterli sürede ara vermek önemlidir. Öğrenme aşamasındayken verilen uzun süreli aralar bireyin dikkatini dağıtabilir. Sonrasında çalışma devam edildiğinde konsantrasyonu toplamak zor olabilir. Bundan dolayı birey aktif öğrenme süresini belirleyerek başarı oranını arttırabilir.

Öğrenilen bilgiler başkalarına anlatılarak bilgi açıkları yakalanabilir.

Birey öğrendiği bilgileri başkalarına aktararak daha verimli bir şekilde öğrenebilir. Böylece belleği daha aktif hale gelerek bilgileri pekiştirir. Bu durumda daha iyisi öğrenilen bilgilerin hayali bir kişiye anlatılmasıdır. İki durumda da birey başarı sağlayabilir. Öğrenilen bilgilerin bireyin kendi kelimeleriyle anlatmasının yararı uzun süredir bilinmektedir. Ayrıca bu teknikle beraber öğrenilen bilgilerin açıkları yakalanabilir. Bellekteki bilgilere erişim sağlanarak açıkları kapatma şansı yakalanır. Ancak bu hususta doğru zaman diliminde bilgiyi anlatmak da önemlidir. Öğrenme sürecinden çok sonra bilgilerin aktarılması istenilen etkiyi oluşturmayabilir.

Öğrenilen bilginin ihtiyaç duyulduğu zaman değerlendirilmelidir.

Hal Pashler ve ekibi Kaliforniya Üniversitesindeyken öğrenme süresinin başlangıç aşamasıyla ilgili bir araştırma yapar. Araştırmalar bilginin ilk öğrenim süresiyle sonrasında anımsanması arasındaki geçen zamanın önemli olduğunu vurgular. Araştırmayı yapan ekip bilgilerin kalıcı olmasının bu sereye bağlı olduğu görüşündedir. Örneğin öğrenilen bilgi bir hafta sonra işe yarayacaksa öğrendikten üç gün içerisinde tekrardan anımsanması gerekir. Eğer ki bilginin uzun süre hafızada kalması isteniyorsa bir ay sonra tekrardan hatırlamak yeterli kalabiliyor. On yıl sonra kullanılacak bir bilgiyse her yıl mutlaka tekrardan gözden geçirilmelidir.

Tembellik edildiğinde olumsuz eleştirilerde bulunmak yerine olumlu telkinlerde bulunulabilir.

Sınavlarda başarısız olmak hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez. Yalnızca birey yeterli kadar çalışmıyor demektir. Tembel öğrencilerin yaptıkları işi anlayışla karşılaması bir sonraki sınavda daha başarılı olmalarını sağlayabilir. Bu durumun asıl nedeniyse bireyin kendisiyle ilgili olumsuz eleştirilerde bulunmamasıdır. Gelecekte başaracağına dair inancı olan bireylerin daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Bu yüzden kişi kendisini telkin etmeli ve motivasyon kaynağını kaybetmemelidir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *
You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>